"Değişmek İstiyorum" Diyenler
Değişmek istiyorum diyen çok. Değişmenin bedelini ödemeye hazırım diyen az.
Danışanlarım "özgüvenim yok" diyor. Sanki özgüven bir düğme ve onlarınki kapalı.
Ama özgüven öyle çalışmıyor. Özgüven bir durum değil, bir süreç. Bir şeyi yaparak, deneyerek, bazen başarısız olup ayağa kalkarak gelir.
"Önce özgüvenim gelsin, sonra yapayım" diyen çok. Ama bu ters bir mantık. Özgüven yapmadan gelmiyor. Yapınca geliyor.
İlk sunumum berbattı. İkincisi biraz daha iyiydi. Onuncusunda rahat hissediyordum. Ama ilkini yapmadan onuncuya ulaşamazdım.
Bir danışanım networking etkinliklerine gitmekten korkuyordu. "Özgüvenim yok, ne konuşacağımı bilemiyorum" diyordu. Dedim ki: bir taneye git. Sadece bir kişiyle konuş. Bir cümle söyle ve çık.
Gitti. Bir kişiyle konuştu. Dünya yıkılmadı. İkincisine daha kolay gitti. Üçüncüsünde "özgüvenim arttı" dedi.
Aslında değişen özgüveni değildi. Değişen deneyimiydi.
Özgüven ile cesaret farklı şeyler. Özgüven: "Yapabileceğimi biliyorum." Cesaret: "Yapıp yapamayacağımı bilmiyorum ama deneyeceğim."
Cesaret her zaman özgüvenden önce gelir. Özgüvenin olmadığı yerde cesaret gerekir. Ve cesaretin sonucunda özgüven doğar.
Özgüven bekleme odasında oturarak gelmez. Kapıyı açıp dışarı çıkarak gelir.
Bugün cesaret gerektiren küçük bir adım at. Özgüven arkadan gelir.
Bu yazı sende bir şeyler uyandırdıysa
Birlikte konuşalım. İlk görüşme ücretsiz.
Ücretsiz Tanışma GörüşmesiBunlar da ilgini çekebilir.
Değişmek istiyorum diyen çok. Değişmenin bedelini ödemeye hazırım diyen az.
Varış noktası yok. Yol var. Ve yolda olmak, yeterli.
Kendini tanımak bir varış noktası değil. Süren bir yolculuk.