Evet: İnsanı Köleleştiren Kelime
Her evetinin arkasında bilinçli bir tercih mi var, yoksa bir korku mu?
"Hayır diyemiyorum." Bu cümleyi koçluk kariyerimde en çok duyduğum cümlelerden biri.
Ve her seferinde aynı kalıp: hayır diyememe → aşırı yüklenme → tükenmişlik → patlama → suçluluk → tekrar hayır diyememe. Döngü.
Sınır bir duvar değil. Sınır bir kapı. Kimi ve neyi içeri alacağına sen karar veriyorsun. Ama kapıyı da açabiliyorsun.
İnsanlar sınır koymayı "karşındakini reddetmek" olarak görüyor. Oysa sınır koymak kendini kabul etmek. "Benim de sınırlarım var, benim de ihtiyaçlarım var" demek.
Bir danışanımın hikayesi: herkesin işini yapıyor, herkese yardım ediyor, herkesi memnun etmeye çalışıyor. İşteki herkes onu seviyor. Ama o mutsuz. Tükenmiş. Kendi hayatını yaşamıyor.
Sordum: "Son bir haftada sadece kendin için ne yaptın?"
Cevap veremedi.
Çünkü sevilmek istiyoruz. Ve hayır dersek sevilmeyeceğimizi düşünüyoruz. Bu inanç genellikle çocukluktan geliyor. "Uslu ol, herkesin sözünü dinle." Bu mesajlar büyüdüğümüzde "herkesi memnun et" kalıbına dönüşüyor.
Ama paradoks şu: herkesi memnun etmeye çalışan insan, en çok kendini memnun etmiyor. Ve tükenen insan, sonunda kimseye faydası olmayan insan oluyor.
Küçük başla. "Bu akşam gelemeyeceğim, yorgunum." Bu kadar. Açıklama yapmak zorunda değilsin. Özür dilemek zorunda değilsin. "Hayır" tek başına tam bir cümle.
Karşındaki kızabilir. Alışmış çünkü hep evet demeye. Ama bir süre sonra yeni normali kabul eder. Ve — ilginç bir şekilde — sana daha çok saygı duyar.
Sınır koymayan insan, eninde sonunda kendini kaybeder. Ve kendini kaybetmiş birinin verecek bir şeyi kalmaz.
Bu hafta bir "hayır" dene. Küçük olsun, ama bilinçli olsun.
Bu yazı sende bir şeyler uyandırdıysa
Birlikte konuşalım. İlk görüşme ücretsiz.
Ücretsiz Tanışma GörüşmesiBunlar da ilgini çekebilir.
Her evetinin arkasında bilinçli bir tercih mi var, yoksa bir korku mu?
Konuşmak iletişim değil. İletişim, karşındakinin duyduğu şey.
Çatışmadan kaçmak barış getirmez. Sadece birikmiş öfke getirir.